TUZ GÖLÜ, KURAKLIK VE FLAMİNGOLAR

Çok isterdim burada her ay buluştuğumuzda farklı, doğal, ferah, iç açıcı konulardan konuşmayı. Ama ne yazık ki bu yaz vahim haberler duymaktan başımızı kaldıramadık. Müsilaj sorunuyla başladık, şimdi de kuruyan göllerimiz, ölen canlılarımız gündemimizde yerini alıyor.

Geçen ay Van’ın tuz göllerinden biri olan Akgöl kurumuştu. Geçen yıl, kenarında piknik yapılabilen göl şimdi kupkuru çorak bir arazi oldu maalesef. Hemen ardından da yavru flamingoların telef olduğu Tuz Gölü’nün hâlini biliyorsunuz. Bu yıl mayıs ayında Meteoroloji Genel Müdürlüğü kuraklık haritaları yayımlamıştı ve durum orada da bariz görünüyordu zaten. Ülkemizde olağanüstü kuraklık yaşayan bölgelerin sayısı artışta. Ve bu çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Türkiye’nin doğusu, Güney Ege ve Aksaray’da kuraklık “olağanüstü kuraklık” seviyesinde. Şimdi şunu söyleyelim: Kuraklıkla baş etmen gayet tabi, orası tamam. Aşırı sıcaklarla birlikte doğanın dengesi de bozuldu, beraberinde de kuraklıklar vs. geldi. Ama bu görüntüleri ortaya çıkaran asıl sebep yanlış sulama, vahşi sulama, bilinçsiz tarım, bilinçsiz su tüketimi. Yani yine insan eli. İnsanın yaptığı bu yanlışlar olmasa doğa kolay veya zor, er ya da geç, bir şekilde kendini yenilemesini başarıyor. Fakat işte dediğim gibi insan eli değdiği an sonuçlar geri dönülemez hal alıveriyor. Yanlış tam da burada başlıyor.

BİR KUŞ MEZARLIĞI TUZ GÖLÜ

Tuz Gölü flamingoların göç yolu üzerinde. Hem çok tuzlu yapısı gereği de flamingolar için çok elverişli bir göl. Burada kuluçkaya da yatıyorlar. O yüzden yılın bu zamanlarında kuluçkadan çıkan yavruların Tuz Gölü’nü kuş cennetine çevirmesi bekleniyordu. Ancak tam aksine resmen bir kuş mezarlığına döndü burası. 5 bin civarında yavru flamingo yaşama adımını atamadı. Bu içler acısı durumun kaynağı, yağış yetersizliği evet ama asıl sebep yine bilinçsizlik ve ihmalkârlık. İklim krizinin etkileriyle zaten boğuşurken bir de kanallara çekilen setler bu görüntüyü karşımıza getirdi. Tuz Gölü kapalı bir havza. Yani suyu kendi içinde kalan bir havza anlamına geliyor, kendi yağında kavruluyor kısacası. Dolayısıyla onu besleyen kanallar bu noktada çok büyük önem taşıyor. Peki ne oluyor? Bu kanallara set çekiliyor, etrafı toprakla kapatılıyor ki kanaldaki su tarım arazisinde kullanılabilsin, tarımı yapılan alan için sulama yapılsın. Ama hâl böyle olunca Tuz Gölü’ne bir damla su gitmiyor; 1.5 km su çekildi gölden, kurudu, yok oldu ve sonuç 5 bin tane yavrunun ölümü oldu. Bu göl ülkemizde flamingonun düzenli olarak ürediği son üç alandan biri. Tuzlu olması onlar için avantaj, çünkü gölün içinde yaşayan tuzcul mikroorganizmalar, flamingolar için besin kaynağı. İşte ne güzel bir döngü bir düzen var doğada.

SULAK ALANLAR YOK OLUYOR

Bu tabii yalnızca bu yıl olan bir durum değil, en az elli yıldır benzer şeyler yaşanıyor. Raporlar söylüyor: Kimisi ilçe büyüklüğünde birçok sulak alan yok oldu. Ereğli ve Hotamış Sazlıkları mesela. Kapladığı alan neredeyse 400 kilometrekare  olan bir bölge resmen kurudu gitti. Elbette giden yalnızca su olmuyor; beraberinde oradaki ekosistem uçuyor, yok oluyor. Orada yaşayan canlılar, göç eden hayvanlar, hepsinin yaşamı ya yok oluyor ya da değişiyor. Tabii insanı ekonomik açıdan da etkiliyor. Yerel ekonomiye zarar veriyor, köyler terk ediliyor. Bu yaz doğanın ne kadar hassas olduğu ile ilgili ders alabileceğimiz çok şey yaşadık aslında. Umarım bu dersi alabiliriz, insanlığın bu konuda bilinçlenmesi umut ettiğimiz en önemli şeylerden biri. Bilinçli yaşamak, çevreyi doğayı düşünmek kendimizi düşünmek aslında. Farkına vardığımız an bir şeyler yoluna girmeye başlayacak. Gelecek ay umuyorum güzel haberlerle görüşmek üzere. Kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.