Plastik yiyen bakteri

Dünyanın havasını kirlettik, suyunu da 150 milyon ton çöple doldurduk. Açık denizlerde her kilometrekare başına ortalama 13 bin plastik düşüyor. Plastik… Doğada bekle bekle kaybolmuyor, hem de kanserojen! Yakın zamanda bu plastik canavarını yiyen başka bir yaratık keşfedildi, bir bakteri…

Dünyayı resmen çöp haline getirdik. Hızlı bir giriş mi oldu? İnsanlığa ağır bir itham mı bu? Elinizi vicdanınıza koyun ve bu soruya “hayır” diye cevap verin. Veremeyiz maalesef. Dünyanın havasını da suyunu da kirlettik işte. Şimdi “yine başlıyoruz, ısındık, soğuduk, kirlendik konuşmalarına” diyebilirsiniz ama bu seferki başka bir noktadan.

Aslında kirliliği yaymadığımız bir nokta kalmadı ama bu noktayı da bilin istedim. Kirlettiğimiz hava her yıl 7 milyondan fazla insanın erken ölümüne sebep oluyor. Kirli havanın sadece yüzde 14’ü doğal kaynaklı. Diğer yüzde insana ait. Endüstri, kömür, trafik, bitmek bilmeyen inşaatlar…

Havasını kirlettik, suyunu da 150 milyon ton çöple doldurduk. BM Çevre Programı söylüyor, açık denizlerde her kilometrekare başına ortalama 13 bin plastik düşüyor. Bir de plastik, yani organikler de zaman alıyor ama plastik hem bekle bekle kaybolmuyor hem de kanserojen etkisi.

“Allah kahretmesin bunları!” diye serzenişte de bulunma ve kaliteyi uzaklarda arama. Bu işin içinde sen de varsın, ben de. Bak hatta etrafına, illa ki bir yerde o dünyamızı kirleten canavardan vardır. Hani o siyah plastik poşetler var ya, onların ancak 1000 yılda yok olduğunu biliyorsundur illaki. Yüzde 100 geri dönüşümlü poşetler bile masum değil.

Ve önemli bir nokta. Plastik, doğada hazır bulunan bir madde değil. Hazır bulunan elementlere bir müdahale neticesinde yaşam buluyor kendisi. Birtakım süreçlerle elementler reaksiyona giriyor ve plastik üretiliyor işte. Ve bu madde yüksek sıcaklıklara dayanabiliyor, bazı bakterilere karşı da dayanıklı, UV ışınlarını da tınlamıyor. İşte bu sebeplerden doğada yüzlerce binlerce yıl bozulmadan kalabiliyor.

İşin daha kötü kısmı da var, çok küçük parçalara ayrılabiliyorlar. “İyi ya, bütün bütün kalsaydı daha kötü değil mi?” diyen yoktur umarım aramızda. Bu ne demek biliyor musunuz? Şöyle ki, kolayca taşınabiliyorlar. Yağmur suyuyla, kanalizasyonla, akıntıyla denize okyanuslara karışıyor. Karadan denize, okyanusa akıntılarla ulaşan çöpler deniz canlılarına zarar veriyor. Hayvanlar bu küçük plastik parçalarını yemek sanıp yiyorlar ya da bir şekilde vücutlarına plastik maddeler, çöpler dolanıyor ve yaralanıyorlar, ölüyorlar ya da onları yiyenler pek iyi durumda olmuyor.

Bakın kavramları iyi belirlemek lazım. Eğer iyi belirlemezsek sorunu anlayamıyoruz. “Don çiftçiyi vurdu” manşetini okuyunca maalesef konuya sanki gerçekten çiftçi vurulmuş gibi yaklaşıyoruz. Ya da “iklim değişimi” dediğimizde herkese ait bir şey olunca bizi etkilemiyormuş gibi ses çıkartmıyoruz. Bu plastik deniz yaşamını vuruyor dediğimizde aslında vurulan biziz. Hem deniz ürünleri tüketimiyle, hem onun ekonomisiyle, hem okyanusların iklime etkisiyle ve hem hem hem diye gider bu cümle. Acı verici değil mi?

Olay sırf bununla da kalmıyor. Hani o birkaç dakikada tükettiğimiz plastikler var ya, her alışveriş sonrası kullandığımız poşetler, içtiğimiz su şişeleri, tekstil ürünleri, kullandığımız ürünlerin, yiyeceklerin ambalajları. Bunları geri dönüşüme atmıyoruz, çoğu zaman gereksiz de olsa kullanıyoruz ve bunlar doğaya karışıyor, denizlere dökülüyor. Sonra bu plastiklerin zehri dolaşıp bize geri döndüyor, hem de hissetmeyeceğimiz, anlayamadığımız bir şekilde. Sonra da “acayip acayip hastalıklar çıktı” diye üzülüyoruz. Bu zehirleri besin sanıp yiyen hayvanlar sadece okyanus canlıları değil, denizlerdeki balıklar da yiyor ve aynı zehri besin zincirine katıyor ve zincirin her basamağındaki canlı bu zehri bir güzel yiyor.

Dünyanın bir düzeni, sistemi var. İşte ekosistemi böylece deforme ediyoruz. Ve besin zincirinde bulunan insan da her durumdan kolayca etkileniyor. Sağlığı doğrudan bozuluyor. Ekonomi bile bu durumdan payını alıyor. Sen de kurmuşsundur bağlantıyı.

Öncelikle bunları okyanuslardan temizlemek hiç kolay değil. Küçük parçalara ayrılması işi daha da zorlaştırıyor ve epey maliyetli; bu bir. İkincisi, plaj turizmini doğrudan etkiliyor. Kirli ve tehlike saçan sahiller doğal olarak turist çekmiyor. Bunun dışında, çarpan maddeler teknelere hasar veriyor. Balıkçılıktan tutun da her türlü sektöre kadar eli uzanıyor bu maddelerin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.